Ra'nın Yolculuğu

    Birden çok delilleri var. Bir mezar kabartmasında eski mısırlılar, kamış gemi ustalarına Papirüs taşımaktadırlar. Tarihi yazıtlarda, Nineya’da bulunmuş eserlerde Romalı tarihçi Piliny’nin yazılarında hasır otundan yapılmış gemiler insanoğlunun en eski deniz taşıtı olmuştur. Balıkçılar hala Afrika’nın Çad gölünde hasır kayıklarla balık avlamaktadırlar. Fakat hayret edilecek nokta, İspanyollar Amerika’ya ilk geldiklerinde, hasırotundan yapılmış gemiler görmüşlerdir. Hatta bugün bile Güney Amerika kıtasında bulunan Titicaca gölünde, Peru’lu ve Bolivya’lı yerliler eski dünyada olduğu gibi Totora kamışından kayıklar kullanmaktadırlar. 

Yıl 1947’de ilk sefer güneydoğu denizlerine yapılır. Bu ekspedisyonu gerçekleştiren kişi Norveç’li antropolog ve kaşif Thor 


Heyerdahl. Amaç, ilk defa bilimsel amaçlı okyanus seferini düzenleyip, Polinezya’lıların Güney Amerika kökenli ve birbirine uzak uygarlık ve kültürler arasında ilk çağlarda okyanus ötesi ilişkiler olabileceğini kanıtlamak. 

 

\"\"

 

    Bir İnka Balsa - Salı kopyası olan “Kon-Tiki” ile eski Peru’nun Polinezya kültürüne katkısı olabileceğini göstermek için , küçük bir ekiple 1947’de Güney Amerika’nın, Büyük Okyanus kıyısından denize açılırlar ve sonunda Polinezya’ya ulaşmayı başarırlar. İnka’lar da Balsa sazı tekneler kullanmışlardı. Güney Amerika’nın bu kayıklarının Nil, Dicle, ve Fırat’ın ilk kayıklarına benzemesi acaba bir tesadüf müydü?

 

 

Meksika’dan, Peru’ya kadar gelişen yüksek kültürün açıklanması için, Afrika’dan tropikal Amerika’ya sürüklenen gezginlerin sayısız teorilerine başvurulmuştu. Eski dünyanın ilkel insanları gibi Amerika kıtasındaki Kızılderililer güneşe tapmışlardır. Piramitler ve taştan dev heykeller yapmışlar, kral ailelerinden kız ve erkek kardeşleri birbirleriyle evlendirmişler, hiyeroglif yazı kullanmışlar, kafatası ameliyatı yapmış ve ölüleri mumyalamışlardı İşte bundan dolayıdır ki, Heyerdahl ve ekibi Afrika’dan yeni dünyaya seyahat etmeye karar verirler.

    İlk seferleri olan 1969’da Mısır piramitlerinin güneyinde bulunan kumullu Çad gölünden gelen kayık ustaları hep birlikte “Ra-I’i” 


\"\"

 

inşa ederler. Fakat yolda dalgalar sanki sahilde kırılır gibi, güvertede patlar ve papirüsleri parça parça koparıp götürür. Sonuçta 


“Ra-I” Barbados’a varamadan batar.

    Fakat 2. seferde “Ra-II’yi” eski Mısır’ın ve Mezopotamya’nın ve bugünün Titicaca gölündeki tekneler gibi inşa etmeye karar verirler. Bolivya’dan dört Aymara yerlisini beraberinde bir tercümanla gemi ustaları olarak yanlarına alırlar. 7 Mayıs 1970’de altın renkli küçük tekne, kendi deyimleriyle o korkusuz Fenikeliler’ce o korkusuz sulara indirilir. Keçi sütünü teknenin üzerine serpiştirirken Safi Paşa’nın Berberi karısı Ayşe Amara, “Ra seni Güneş tanrısı adına Ra-II olarak adlandırıyor ve başarılı bir yolculuk diliyorum” der. Ra-II limanda on gün boyunca deniz suyunu iyice yedikten sonra Amerika kıtasına doğru kuvvetli bir meltemle yelken açarlar. İlk başta seyir defterine şu notu düşerler. “Her yer karma karışık, Ra-II sallanıyor. Güvertede denize düşme tehlikesi var. Günlerce fırtınada köpükler saçarak yol aldık. 3. Gün de bir hafta süren bir durgunluğun içine düştük.”

   

\"\"

 

Teknedeki insanların çeşitliliği barışçıl amaçlı bir seyahatin göstergesiydi. Tek denizci olan Norman Baker Amerik’lı bir mühendisti. Diğerleri, Dr. Santiago Genoves Meksikalı(46), İtalyan dağcı Carlo Mauri(40), Rus doktor Yuri Senkevitch(33), Mısırlı balıkadam George Sourial(30), Japon sinema kameramanı Kei Ohara(40), Faslı işadamı Madani Ait Ouhanni(29) ve Thor Heyerdahl(55). “

   

Heyerdahl hatıra defterine yolculuğun sonlarına doğru şu notları düşer. “Her ne kadar seyahat herkes için bir tatil yolculuğu gibi görünse de yaşadığımız macera ve ilerlemedeki kısırlık huzur verici değil. 30 Haziran’da okyanusun öte tarafında bizimle buluşan ilk gemi olan Calamari’yi görmemiz en mutlu an oldu. Birleşmiş Milletler bayrağımızla birbirimize selam verdik. Calamari’dekiler bize uzaktan seslenerek kamış demetlerin üst kısmına dalgakıran gibi bağlanan kırmızı, yeşil ve rengarenk bezlerle daha çok bir Çingene kayığına veya bir masal teknesine benzediğimizi bize değişik lisanlarla iletmeye çalıştılar. Koyu ve siyah bulutlar üzerimize geliyor. 


\"\"

 

Uyku tulumlarımız ve yataklarımız dahil her şey sırılsıklam ve ana direği kaybedersek bu yelkenle seyahatimizin olur. 57. Günün şafağından önce ot kokusu alabildik. Öğleye doğru Barbados’tan çıkıp bizi karşılamaya gelen 4 uçak ve 50 kadar tekne gördük. Daha sonra yelkenleri indirip Bridgetown limanına çekildik. Limanda Ra-II’nin tek bir halatı bile kopmamış ve bütün Papirüsler denize indirildiği ilk gün gibiydi.”

   

Ekspedisyon başarıldı ama neyi ispat etti. Böylesine ilkel tipte bir teknenin uygarlığın beşiği Orta Asya’dan kopan insanların, Kuzey Afrika yoluyla ya da, yine Orta Asya’nın kuzey doğusundaki Bering boğazının geçerek batı yarım küresine köklü Asya kültürünü getirmiş olamazlar mı?


12 Ağustos 2016 14:06