NEPAL COĞRAFYASINA KISA BİR BAKIŞ

Nepal Himalayalarında 8000 metre üzeri tırmanışlar genellikle muson yağmurları öncesi ve muson mevsiminin bitiminde başlar. Muson mevsiminde güneybatıdan esen rüzgarların getirdiği sağanak yağmurlar Eylül ayına kadar neredeyse hiç dinmez. Bundan dolayı yağmurların bitiminde oluşan balçıkları geçmek, tırmanış ekiplerini taşıyan motorlu taşıtlar için neredeyse imkansızdır. Bu berbat yolların bazı etaplarında çamur öylesine yoğundur ki birçok aracın, çaresiz öküzler gibi balçığa saplandığını görebilirsiniz. Şimdilerde Nepal çağa açılmaya çalışıyor fakat çağ henüz ülkenin birçok yoluna ulaşmış değil… 



  Nepal’in kuzeyine yapılan tüm keşif, tırmanış ve araştırma gezilerine katılan gruplar önce başkent Katmandu’dan geçmek zorunda. Yaz sonunda Katmandu’da hava lamba yağı kadar kesif. Burası kötü kokulu, zaman ötesi ve büyüleyici bir yer. Sokaklarda çağdaş taşıt araçlarının yanı sıra, eski inançları yansıtan kutsal ineklere de rastlamak mümkün. 60’lı yıllarda Beatles buradaydı. Jimi Hendrix’de… ve onları takip edip buraya gelen bir sürü hayranları da… O sırada Hindistan ve Nepal’de haşhaş ve Ganja satışı yasaldı. Amerika ve Avrupa’da yaşayan insanlar bu kente geldiklerinde, kafa bulma sokağı adını verdikleri Durbar Meydanına açılan sokaklardan birinde bulunan dükkanlara doluşuyorlardı. Sonraki yıllarda haşhaşın yerini sağlıklı yaşam aldı ve şimdilerde turistler artık paralarını trekking ve keşif gezilerine harcamayı tercih ediyor. Durbar meydanı ise birkaç yıl önceki depremde zarar görse de devam eden onarım çalışmalarıyla bu meydanı yine eski haline gelebilir…


  Deniz seviyesinden yaklaşık 1350 metre yükseklikte ve 8. Yüzyılda, Bishnumati ve Bagmati adlı iki ırmağın arasında kalan vadinin bulunduğu alanda kurulmuş olan şehir, Kahire, Marakesh ve Miami ile aynı tropik enlemde yer alıyor. Katmandu’nun adı, Sanskrit dilinde “ahşap ve tapınak” anlamına gelen Kath ve Mandir kelimesinin birleşimi sonucu ortaya çıkmıştı. Katmandu’ya geldiğinizde, özellikle 80’li yıllarda başlayan ve halen devam eden yüzlerce yıllık binaların ter ve emekle tekrar tekrar yamandığını fakat merkezinin ise hep aynı kaldığını görürsünüz. Nepal halkının %70’den fazlasının tarımda alanlarında çalışmasına rağmen, Katmandu ise şehir yaşamının alışılmış canlılığını yansıtır. 80’li yılların sonuna kadar şehirde metro şebekesi, gerekli altyapı ve belediye hizmeti bulunmuyordu. Şimdilerde ise istenilen düzeyde olmasa da artık şehirde belediye ve altyapı hizmetlerini görmeniz mümkün fakat metro ağı hala yok…




Katmandu’nun belirgin özelliklerinden birisi de şehre etkileyici bir din mozaiğinin hakim olması. Katmandu vadisine 3000’e yakın tapınak serpiştirilmiş ve güneye doğru olan bölgelerde Hinduizm hakim durumda fakat çoğu zaman hem Hindular, hem de Budistler aynı ibadet yerlerini kullanıyor. Çünkü her iki dinin de odak noktası yaşama duyulan saygıdan ibaret. Nepal’liler ormanların ırmakların ve köprülerin ruhlarla dolu olduğuna inanır. Bu inanış aslında çok da boşuna değildir çünkü ormanlar sayesinde köprülerin altından geçen ırmaklar oluşur ve bu ırmakların hepsi de kutsal Ganj’a karışır. Tapınaklarda yaşayan binlerce maymun bu insanlar tarafından hoş karşılanır. Tapınaklarda bulunan dua tekerlekleri ise ruhların rüzgara savrulmasına yardımcı olur. Kutsal emanetler ve meditasyon yapar halde görünen Buddha heykelleri, varlığın merkezi olan karlı dağları simgeleyen ve stupa denen kubbeli yapılarda saklanır. Trekking hatlarında tırmanış sırasında insanların karşısına her birine Buddha’nın resminin kazıldığı mani taşları çıkar ve bu mani taşlarının sağından geçilir. Bu yazılı taşlar bir sıralamaya tabi tutulur ve bunlardan en önemlisi “Om Mani Padme Hum”dur. Yani “Lotusun içindeki değerli taşı öv”. Çünkü değerli taş ruhsal aydınlanmayı simgeler ve acıların maddi dünyasındaki lotusun içinden filizlenir. Budistlere göre acı yaşamın bir parçasıdır ve arzu edilmelidir. Arzudan kurtulmak için kişisel çabalar bir düzen izlemelidir. Buna “sekizli yol” denir. Böylece düşünce ve davranış doğru olur. Eğer başarılı olursa tapınan kişi, yeniden beden bulma ve çile çekme çemberinden kurtulmuş olur. Bu kurtuluş durumuna “Nirvana” denir. Çok farklı kavramlar olmasına rağmen bütün Budistlerin mutlak ruhsal amacı budur…



28 Ocak 2017 07:18