Doğu Anadolu kırsalında folklorculuk (1)

 
 
Okurlarıma bugün, 1961, 1962 ve 1963 yıllarının yaz aylarında, Bingöl’ün ve kısmen Tunceli’nin dağ köylerinde yaptığım halk müziği derlemeleri üzerine aklımda kalan anılarımı anlatacağım. 
       
Gerici politikalarını giderek sertleştiren Demokrat Parti iktidarına karşı, 27 Mayıs 1960 sabahı, ordunun genç subaylarının giriştiği hareketle yeni bir dönem açılmış oldu. “Nasıl bir dönem?” diye hemen sormalı. O yıl şubat ayında ben, 25 yaşında bir delikanlı olarak Almanya’daki gazetecilik öğrenimimi bitirerek İstanbul’daki evimize dönmüştüm. Özet olarak dünya ahvalini az çok tanıyan bir gençtim. Benim gözümde 27 Mayıs 1960 hareketi, “Atatürkçü köklere dönüş” özelliğinde bir askerî darbeydi. İlk yaptığı olumlu işlerden biri ise özellikle Doğu Anadolu’nun aydınlanmasına yol açacak “Yedek Subay Öğretmen” uygulamasıydı. Buna göre askerliğini yedek subay olarak yapmak isteyenler, köylere öğretmen olarak gönderiliyordu. 
       
Ben bir İstanbul çocuğuydum; ancak liseyi bitirdikten sonra 1954 yılında gittiğim Almanya’da, üniversite gençliğinin hemen hepsinin üye olduğu çok sayıda gençlik örgütünün içinde, ilerici bir öğrenci birliğini seçmiş, bu örgüte girerek benim için yeni olan ileri düşüncelerin temel ilkelerini öğrenmiştim. Şimdi askerliğe sayılmak üzere Doğu’nun bir köyünde öğretmenlik yapmak, benim için rüyalarımda bile göremeyeceğim bir nimetti: Böylece, içinde yaşayarak hem yurdumun gerçeklerini öğrenecek, hem de Doğu Anadolu’nun yoksul ve çaresiz insanlarına elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacaktım. Bu tür bir görev, iki yıl boyunca ordumuzda askerlik yapmaktan çok daha yerinde gözüküyordu bana.
       
Evet yerindeydi! 27 Mayıs hareketinin uyguladığı belki de en doğru, en yapıcı, en işe yarar uygulamaydı bu! Ve benim arayıp da bulamadığım bir olanaktı. Şu da var ki, çocukluk yıllarımda başladığım piyano öğrenimimi, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda da birkaç yıl sürdürmüştüm. Almanya’da kaldığım beş yıl boyunca pansiyoner olarak kaldığım emekli orkestra şefi ve besteci Kurt Köhler’in evinde her fırsatta müzik üzerine konuşuyorduk. Bay Köhler bana, insanlığın en eski ve sağlam müzik kültürlerinin birinin Anadolu’da yeşerdiğini söyler dururdu…
     
Kadıköy askerlik şubesi beni Bingöl’e gönderdi, oradaki “Devrim Valisi” Kemalettin Gazezoğlu da beni GÖRİZ adlı merkeze yakın bir dağ köyüne atadı. 
       
Gelecek yazımda okurlarıma, bir köy öğretmeni olarak çalışmalarımı ve müzikçi yönümle yaptığım alan araştırmalarımı (derlemelerimi) anlatmak istiyorum.
       
           
       

10 Haziran 2016 11:55